3. ADIM
İnsanlığın huzurunda, kendi vicdanımın önünde söz veriyorum:
Karşıma çıkan insanı; adıyla, diliyle, rengiyle, inancıyla, düşüncesiyle, geçmişiyle veya hatasıyla değil, önce insan oluşuyla göreceğim.
Bir insan hakkında hüküm vermeden önce dinleyeceğim. Dinledikten sonra hemen yargılamayacak, anlamaya çalışacağım.
Herkesin gördüğü kusurun yanında, kimsenin görmediği sebebi de arayacağım.
Bir insanın yanlışını savunmakla o insanı savunmanın aynı şey olmadığını unutmayacağım.
Yanlışa yanlış diyeceğim. Zulme zulüm diyeceğim. Fakat yanlış yapan insanın dahi anlatılmamış bir hikâyesi olabileceğini hatırlayacağım.
Kendimi haklı çıkarmadan önce karşımdakini anlamaya, kanıt aramadan önce vicdanımı uyandırmaya, hüküm vermeden önce merhamete yer açmaya çalışacağım.
Sevdiğimin avukatı olmak kolay olduğunda, sevmediğim insanın da savunulmaya değer bir tarafı bulunabileceğini unutmayacağım.
Mazlumun yanında dururken adaletten, güçlünün karşısında dururken insaftan, haksızlığa karşı çıkarken merhametten ayrılmayacağım.
Hiçbir insanı tek bir sözüne, tek bir davranışına, tek bir hatasına ve hayatının tek bir gününe mahkûm etmeyeceğim.
Her insan bir hikâyedir. Ve her hikâye dinlenmeye değerdir.
Bu belge bana bir mahkemenin önünde yetki vermiyor. Bana başka bir vazife hatırlatıyor: İnsan karşısında yargıç olmaya acele etmemeyi.
Adaleti rehber, merhameti ölçü, vicdanı şahit edinerek; karşıma çıkan her insanda savunulabilecek bir insan tarafı arayacağıma şerefim ve vicdanım üzerine söz veriyorum.